5. Süvari Kolordusu, Ilgın'da
Kurtuluş Savaşı sırasında düşmanın yenilmesinde Ilgın önemli bir konuma sahip olmuştur. 9 Ekim 1920 günü Ilgın ve Çiğil İsyanlarının son bulmasından sonra, Ilgın halkı kendi aralarında milli bir dayanışma sağlamış, eşraftan Ali İspir başkanlığında Kuvâ-yı Milliye teşkilatını kurmuştur. Bu teşkilat, Kuvâ-yı Milliye Reisi Ali İspir, Kuva-yı Milliye Kâtibi Şükrü Afacan, Üye Mustafa Üçekiz‟den oluşmaktadır. Bu üç kişi dışında diğer kurucular tespit edilememiştir. Kuvâ-yı Milliye Ilgın Teşkilatı resmen kurulduktan sonra halka yapılan çağrı üzerine Kuvâ-yı Milliye Teşkilatı‟na Ilgın‟dan 50 kişinin üzerinde katılım olmuştur. Bu durum, Ilgın halkının Milli Mücadele konusuna verdiği önemin bir göstergesidir.
Kurtuluş Savaşı döneminde cephe gerisinde bir konumda olan Ilgın, o yıllarda büyük çapta askeri birliklerin karargâh merkezi olması sebebiyle, çok önemli tarihi olaya tanıklık etmiştir. Milli Mücadele Dönemindeki en önemli gelişme, hiç şüphesiz Büyük Taarruz öncesinde 5. Süvari Kolordusu karargâhının Ilgın'da konumlandırılmasıdır. 1922 yılının 1 Mart – 21 Ağustos tarihleri arasında Fahrettin (Altay) Paşa komutasındaki 15.000 kişilik 5. Süvari Kolordusu, Ilgın'da 6 aya yakın bir zaman kalmış ve Ilgınlılar bu zaman içinde Kolordu'ya elinden gelen hertürlü yardımı yapmıştır.*
*Taylan Sorgun, Ġmparatorluktan Cumhuriyete: Ġmparatorluk, Ġttihat ve Terakki, Cumhuriyet “1902-1938 Üç Devrin Galerisi” : Fahrettin Altay PaĢa Anlatıyor, (Ġstanbul: Kamer Yayınları, 1998), s. 317.
I. Mustafa Kemal Paşa ve Misafirlerinin Ilgın’ı Ziyaretleri
Ziyaretin bir gün öncesinden Ilgın’da karşılama hazırlıkları kapsamında yoğun bir faaliyet başlamıştı. Mustafa Kemal Paşa’nın Ilgın’a gelecekleri haberinin duyulması halkta büyük heyecana sebep olmuştu. (Babalık, 4 Nisan 1922, nr. 859, s.1).
1 Nisan 1922 Cumartesi sabahı erkenden resmî binalar ve dükkânlar bayraklarla donatılmış, karşılama için koşuşan halk ve insan kitleleriyle Ilgın tarihî bir gün yaşamaya başlamıştı. II. İnönü Muharebesi zaferinin (30 Mart) yıldönümünün hemen akabine denk gelmesi heyecanı ve şevki artırıyordu. Oraya buraya koşuşan atlılar arasında alaturka saat ikiye doğru öğrenciler ve memurlar, çocuk, kadın ve erkeklerden ibaret muaz-zam bir kitle karşılama mahalline doğru ilerliyordu. Kaplıca (Ilıca) Köprüsü’nün iki tarafında evvelce hazırlanan programa uygun şekilde yer alınmış ve herkes gözlerini kaplıcanın üzerindeki tepeye yönelterek hey-ecanla beklemeye koyulmuştu (Babalık, 4 Nisan 1922, nr. 859, s.1)
Mustafa Kemal Paşa teftişten sonra not defterine şu bilgi ve düşüncelerini kaydetmiştir (Türkmen, 2004, s.214, 220):
"1 Nisan 1338 (1922), Yeni araçların, yeni olağan kanunların kullanılıp uygulanmasından dolayı süvarinin savaşa katılış şeklinde değişiklikler olmuştur. Fakat bu değişim, süvarinin yüklendiği görevin özünü değiştirmez. Yeteri de-recede hızlı ve manevraya büyük bir kıvraklık kazandırmak süvarilerin en önemli görevlerindendir. “Süvari savaştan evvel bir savunma aracı, savaştan sonra ise bir hücum aracıdır. Ateş, süvari savaşının en önemli ve en belirgin özelliklerindendir. Geçmiş zamanlarda sonuçlar kesin ve çetin mevzii savaşlarından alınıyordu. Bugün kuvvet ateştedir. Süvari kolordusunu Ilgın’da denetledik. Akşam Konya’ya ulaştık. Saat 7.30’da coşkun bir şekilde karşılandık.”
Ilgın Manevraları
Batı Cephesi Karargâhı Akşehir’den hareket edip Ilgın’a ulaşan Mustafa Kemal Paşa’nın beraberinde İsmet Paşa, Rus Büyükelçisi Aralov, Ataşemiliteri Zvonaryev, Elçilik Kâtibi İsmailov, tercümanı Feyzi, Azerbaycan Büyükelçisi Abilov ve Ataşemiliteri Askerov, Başkâtibi İsmailov, Başyaver Salih, Refakat Subayı Binbaşı Mahmut, Yüzbaşı Hilmi, Yaver Muzaffer, Kâtip Memduh Beyler bulunmaktaydı.
Mustafa Kemal Paşa, beraberindekiler ile birlikte karşılama mahallindeki köprünün diğer tarafında bekleyenlere doğru ilerleyerek erkân ve memurlara bol bol iltifat etmiş, bu arada karşılama güzergâhına koşan minik öğrenciler önünde durarak, “Nasılsınız küçük hanımlar, efendiler?” diyerek gönüllerini almış, müteakiben halkın hatırlarını sormuştur.
Daha sonra otomobillere binmişler ve doğruca ikametlerine tahsis olunan daireye teşrif ederek bir müddet dinlenmişlerdir (Babalık, 4 Nisan 1922, nr. 859, s. 1; Hâkimiyet-i Milliye, 16 Nisan 1922, nr. 483, s. 1).
Aralov hatıratında, İsmet Paşa ile candan vedalaştıklarını, Paşa’nın cepheden fazla uzaklaşmamak geleneğine sadık kalarak, bütün ricalarına rağmen kendileriyle birlikte Konya’ya gelmeye razı olmadığını belirtmektedir (Aralov, 1985, s. 103).
Yararlanılan Kaynaklar;
İçerikte Geçen Kaynaklar;
- Bir Rus Diplomatın Anıları Kitabı